Fenomen Şahangiller ile birlikte Mardin, Midyat ve Göbeklitepe’yi keşfedin; kültür, tarih ve eğlencenin bir arada olduğu bu özel turla unutulmaz bir deneyim yaşayın.
Sabah saatlerinde uçakla gelen misafirlerimizi Diyarbakır Havalimanı’ndan alarak hep birlikte ilk durağımız olan On Gözlü Köprüye geçiyoruz. Dicle Nehri üzerinde 1065 yılında inşa edilen bu köprü, Artuklu mimarisinin görkemli bir örneği olup, yüzyıllardır Mezopotamya’nın iki yakasını birbirine bağlamıştır. Tarihin derinliklerinden süzülen bu eser, Diyarbakır’ın kültürel kimliğinin en önemli simgelerindendir.
Ardından Batman sınırları içinde yer alan, geçmişi 12.000 yıl öncesine uzanan Hasankeyf’e geçiyoruz. Ilısu Barajı ile birlikte birçok eseri sular altında kalan bu kadim kent, Mezopotamya uygarlıklarının önemli duraklarından biridir. Zamanında İpek Yolu’nun gözde merkezlerinden olan Hasankeyf’te, mağara evler, köprü kalıntıları ve Artuklu Sarayı’nın izleri bize eşsiz bir tarih yolculuğu sunacak.
Gezimizin ardından Midyat’a geçiyoruz. Taş işçiliğiyle meşhur bu şirin şehirde ilk olarak Midyat Konuk Evini ziyaret ediyoruz. Dizi ve film sahnelerinden de tanıdığımız bu yapı, Mardin taş mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Ardından yöresel el sanatlarının merkezi olan Telkari Atölyesini ziyaret ederek gümüş işlemeciliğinin inceliklerini görüyor, alışveriş yapma imkânı buluyoruz.
Akşam, Midyat’taki otelimize yerleşiyor ve taş mimarili otelimizin atmosferinde Mezopotamya gecesine hazırlanıyoruz.
Sabah Kahvaltısı: Serbest olarak alınacaktır.
Öğle Yemeği: Bölgede ekstra olarak alınacaktır.
Akşam Yemeği: Otelde fiyata dahil olarak alınacaktır.
Sabah kahvaltısının ardından otelimizden ayrılıyor ve ilk durağımız olan Mor Gabriel Manastırına geçiyoruz. MS 397 yılında inşa edilen bu manastır, dünyanın en eski Süryani Ortodoks manastırlarından biridir. Süryani kültürünün ve inancının günümüze ulaşmasında önemli bir rol oynayan bu yapı, ziyaretçilerine mistik bir ruhani atmosfer sunmaktadır.
Ardından Beyazsu bölgesinde kısa bir mola veriyor, doğanın huzur verici güzelliğinde serin suların sesini dinliyoruz. Sonrasında, Roma İmparatorluğu döneminde stratejik bir kale-kent olan Dara Antik Kentine gidiyoruz. Nekropol alanı, su sarnıçları ve askeri yapılarıyla Mezopotamya’nın Efes’i olarak bilinen bu antik şehirde rehberimizden büyüleyici hikâyeler dinliyoruz.
Öğle saatlerinde Mardin şehir merkezine varıyoruz. Taş işçiliğiyle dünya çapında tanınan bu şehirde ilk olarak Kasımıye Medresesini ziyaret ediyoruz. Ardından Kırklar Kilisesi, Ulu Cami ve eski kentte yer alan tarihi PTT Binasını görüyoruz. Mardin sokaklarında dolaşırken geçmişin izlerini taş duvarlarda ve dar sokaklarda hissediyoruz.
Akşamüstü ise Harran’a geçiyoruz. Konik kubbeli evleriyle ünlü bu antik şehir, hem İslam hem de Pagan kültüründe önemli bir yere sahiptir. Hz. İbrahim’in yaşadığı yerlerden biri olarak kabul edilen Harran’da, astrolojiden tıp ilmine kadar birçok ilmin doğduğu topraklarda bulunmanın heyecanını yaşıyoruz.
Günün sonunda Şanlıurfa’ya ulaşıyor ve otelimize yerleşiyoruz. Akşam dileyen misafirlerimizle birlikte ekstra olarak düzenlenecek yemekli sıra gecesi programına katılarak yöresel yemekler eşliğinde, halk müziği ve sıra gecesi kültürünü deneyimliyoruz. Bu unutulmaz gece, Urfa kültürünün kalbine dokunan anılar bırakacak.
Sabah Kahvaltısı: Otelde fiyata dahil olarak alınacaktır.
Öğle Yemeği: Bölgede ekstra olarak alınacaktır.
Akşam Yemeği: Şanlıurfa sıra gecesinde alınacaktır. (Ekstra)
Sabah kahvaltısının ardından otelden ayrılıyoruz. İlk durağımız, İbrahim Peygamber’in ateşe atıldığı yer olarak kabul edilen Balıklıgöl oluyor. Efsanelerle dolu bu kutsal mekânda Rızvaniye Camii ve Ayn Zeliha Gölü’nü görüyoruz.
Sonrasında insanlık tarihini değiştiren bir keşif noktası olan Göbeklitepe’ye geçiyoruz. 12.000 yıllık geçmişiyle dünyanın bilinen en eski tapınak kompleksi olan Göbeklitepe, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer almakta ve tüm arkeoloji dünyasının ilgisini çekmektedir. Devasa T biçimli dikilitaşlar üzerindeki kabartmalar, avcı-toplayıcı dönem insanlarının inanışları hakkında çarpıcı bilgiler sunuyor.
Gezimizin ardından Fırat Nehri kıyısındaki eşsiz Halfeti’ye doğru yol alıyoruz. Burada düzenlenecek tekne turunda, sular altında kalan köyleri, minaresi suyun üzerinde kalmış camiyi ve doğanın büyüleyici güzelliklerini göreceğiz. Tekne turu esnasında rehberimizin anlatımlarıyla Halfeti’nin “saklı cennet” olarak anılmasının sebebini çok daha iyi anlayacağız.
Son olarak Gaziantep’e doğru hareket ediyoruz. Gaziantep Havalimanı’nda uçakla dönecek misafirlerimizi uğurladıktan sonra, otobüsle İstanbul’a dönecek olan misafirlerimizle birlikte keyifli dönüş yolculuğuna başlıyoruz.
Sabah Kahvaltısı: Otelde fiyata dahil olarak alınacaktır.
Öğle Yemeği: Bölgede ekstra olarak alınacaktır.